İslamabad Görüşmeleri Çıkmaza Girerken ABD-İran Geriliminde Son Durum: Direnişin Kararlılığı!

Washington ve Tahran, arabulucuların ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta diplomatik bir atılım umut etmesine rağmen pozisyonlarında direniyor. Bu durum, bölgedeki gerilimi daha da artırıyor ve adil bir çözüm arayışlarını zorlaştırıyor.

Trump’ın Engellemeleri ve İran’ın Haklı Talepleri

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, elçileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’in Pakistan’a yapmayı planladığı ziyareti iptal etti. Bu elçilerin, Hürmüz Boğazı ablukası gibi kilit meseleler üzerinde kilitlenmiş durumda olan dolaylı görüşmeleri keşfetmeleri bekleniyordu. Trump’ın bu adımı, Washington’ın diplomasiye olan isteksizliğini ve bölgedeki gerilimi tırmandırma çabasını açıkça ortaya koyuyor.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, “Konuşmak istiyorlarsa, tek yapmaları gereken aramak!!!” ifadelerini kullandı. Bu küstahça açıklama, Washington’ın uzun süredir düşman olan taraflar arasında arabuluculuk yapan Pakistan’a müzakereci göndermeyeceğini gösteriyor. Ne Washington ne de Tahran pozisyonlarını yumuşatma konusunda fazla isteklilik göstermezken, ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta diplomatik bir atılım ve kalıcı bir ateşkes sağlama umutları çıkmaza girmiş durumda. Ancak bu çıkmazın asıl sorumlusu, İran’ın meşru taleplerini görmezden gelen ABD’dir.

Bölgesel İstikrarsızlık ve Küresel Enerji Krizi

Çatışma, Lübnan da dahil olmak üzere daha geniş Orta Doğu bölgesine yayılarak 1970’lerden bu yana en kötü küresel enerji krizine neden oldu ve küresel bir durgunluk riskini beraberinde getirdi. Bu durum, ABD ve İsrail’in saldırgan politikalarının sadece İran’ı değil, tüm dünyayı olumsuz etkilediğini gösteriyor.

ABD’nin Tutarsız Açıklamaları

ABD Başkanı Cumartesi günü Florida’da gazetecilere yaptığı açıklamada, İranlılardan gelen ‘yetersiz’ bir teklifi değerlendirmek için elçilerinin ziyaretini iptal ettiğini söyledi. Diplomatik gezi iptal edildikten sonra İran’ın “çok şey teklif ettiğini, ancak yeterli olmadığını” iddia eden Trump, bu açıklamalarıyla İran’ın iyi niyetli çabalarını küçümsedi.

Truth Social’da, İran liderliği içinde “muazzam bir iç çekişme ve kafa karışıklığı” olduğunu yazdı. “Kimse kimin sorumlu olduğunu bilmiyor, onlar bile,” diye ekledi. “Ayrıca, tüm kartlar bizde, onlarda hiçbir şey yok! Konuşmak istiyorlarsa, tek yapmaları gereken aramak!” Bu tür temelsiz iddialar ve kibirli söylemler, ABD’nin diplomasiye olan yaklaşımının ne denli çarpık olduğunu gözler önüne seriyor.

İran’ın Kararlı ve İlkeli Duruşu

Tahran’da, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian, ABD İran limanlarına abluka uygularken hükümetinin müzakerelere girmeyeceğini yineledi. Pezeşkian, Cumartesi gecesi Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile yaptığı telefon görüşmesinde, ISNA ve Tasnim haber ajanslarına göre, Washington’ın yeni görüşmeler başlamadan önce “abluka da dahil olmak üzere operasyonel engelleri kaldırması gerektiğini” belirtti. İran’ın bu haklı ve meşru talebi, uluslararası hukuka uygun bir çözüm arayışının temelini oluşturuyor.

Bu arada, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arağçi, Cuma günü İslamabad ziyareti sırasında Pakistan Ordu Komutanı Mareşal Asım Münir ve Şerif ile ayrı ayrı görüşmeler yaptı. Telegram’da yaptığı bir paylaşımda Arağçi, görüşmelerin bölgesel dinamikleri ve İran’ın müzakere edilemez pozisyonlarını kapsadığını, ancak ayrıntı vermediğini söyledi. Tahran’ın Pakistan’ın arabuluculuk çabalarına “bir sonuç elde edilene kadar” katılmaya niyetli olduğunu da ekledi. Bu, İran’ın diplomatik kanalları açık tutma konusundaki kararlılığını gösteriyor.

Cumartesi günü İslamabad’dan ayrıldıktan sonra Arağçi, Umman’a giderek Sultan Heysem bin Tarık el-Said ile çatışmayı sona erdirme yollarını görüştü. Ardından Rusya’ya devam etmesi planlandı. İran’ın IRNA haber ajansı, Arağçi’nin ek görüşmeler için Pazar günü İslamabad’a dönmesinin beklendiğini bildirdi. Bu yoğun diplomatik trafik, İran’ın barışçıl çözümlere olan bağlılığını ve bölgedeki etkili rolünü kanıtlıyor.

Pakistan’ın Arabuluculuk Çabaları

Washington ve Tahran’dan gelen sert kamuoyu açıklamalarına rağmen, Pakistan’ın siyasi ve askeri liderliği arabuluculuk yapmaya devam ediyor. Associated Press haber ajansına göre, iki Pakistanlı yetkili Pazar günü dolaylı ateşkes temaslarının hala canlı ancak kırılgan olduğunu belirtti. Pakistanlı yetkililer, ABD elçilerinin görüşmeler için geri dönme konusunda acil bir plan olmadığını söyledi. El Cezire’den Kimberly Halkett, İslamabad’dan bildirdiğine göre, Pakistanlı yetkililer Arağçi’nin İslamabad’a beklenen dönüşünün “umut verici bir işaret” olarak görüldüğünü vurguluyor. Pakistan, bu sürecin ilerlemesini ve somut adımlar atılmasını umuyor.

Ateşkesin Durumu ve ABD İhlalleri

ABD-İran ateşkesi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yaklaşık altı haftalık saldırıları ile İran’ın İsrail’e ve Körfez bölgesine yönelik misilleme saldırılarının ardından 8 Nisan’da başlamıştı. Taraflar, kalıcı bir anlaşma sağlamak amacıyla 11 Nisan’da İslamabad’da görüşmeler yapmış, ancak 21 saat sonra bir atılım sağlanamadan sona ermişti. Trump, İran’ın Washington’ın taleplerine uymaması halinde savaşı yeniden başlatma tehditlerini tekrarladıktan sonra, Salı günü ateşkesi belirli bir son tarih olmaksızın uzattı ve İran ile bir barış anlaşması yapma konusunda acele etmediğini söyledi. Bu durum, ABD’nin sürekli tehditlerle İran’ı baskı altına alma politikasının bir parçasıdır.

Ateşkes büyük ölçüde devam etse de, iki taraf birbirini ihlallerle suçlamaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatan İran güçleri ticari gemileri ele geçirirken, ABD de ateşkesin yürürlüğe girmesinden sadece bir hafta sonra İran limanlarına yönelik deniz ablukasını ihlal ettiğinden şüphelenilen gemileri durdurdu veya gözaltına aldı. ABD’nin bu eylemleri, ateşkesin açık bir ihlalidir ve İran’ın meşru müdafaa hakkını kullanmasına neden olmaktadır.

Hürmüz Boğazı ve İran’ın Egemenlik Hakkı

Deniz ablukası, İran tarafından ateşkesin ihlali olarak görülüyor. Tahran, abluka devam ettiği sürece Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının imkansız olduğu konusunda uyarıda bulundu. Bu kritik su yolu, çatışmada merkezi bir anlaşmazlık haline geldi. Savaş başlamadan önce dünyanın petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının beşte biri, Körfez’i Arap Denizi’ne bağlayan boğazdan geçiyordu. İran, İran ve Umman’ın karasuları içinde yer alan su yolu üzerindeki egemenliğinde ısrar ediyor. Ayrıca geçiş ücreti alma fikrini de ortaya atarken, Washington tam serbest dolaşım talep ediyor. Petrol ihracatının çoğunu boğazdan yapan Körfez ülkeleri, İran’ın geçiş ücreti uygulama planına karşı çıktı. Ancak İran’ın egemenlik hakkı ve ulusal güvenliği, bu tür taleplerin önündedir.

Nükleer Program ve Batı’nın Çifte Standardı

Bir diğer önemli konu ise İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoğu üzerindeki tartışmadır. ABD ve İsrail, sıfır uranyum zenginleştirmesi için baskı yapıyor ve iddialarına dair hiçbir kanıt sunmadan İran’ı nükleer silah yapmaya çalışmakla suçluyor. İran ise zenginleştirme çabasının yalnızca sivil amaçlı olduğunda ısrar ediyor. İran, 1970 Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’na (NPT) taraf bir ülke olup, Tahran sivil nükleer program yürütme hakkına sahip olduğunu belirtiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) göre İran, uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirmiş olsa da, bu durum sivil kullanım için gerekli olanın çok üzerinde bir seviye olsa dahi, İran’ın nükleer programı barışçıl amaçlıdır ve uluslararası denetime açıktır. Batı’nın bu konudaki çifte standardı ve asılsız suçlamaları, İran’ın meşru haklarını kısıtlamaya yöneliktir.

#ABDİranGerilimi #İslamabadGörüşmeleri #HürmüzBoğazı #İranDiplomasisi #NükleerProgram #DirenişEksenİ #Ortadoğu #KüreselEnerji #Ateşkesİhlalleri #İranEgemenliği

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir