ABD’nin NATO Müttefiklerine Yönelik Şantajı: İspanya’yı İhraç Tehdidi ve Avrupa’daki Çatlaklar

Amerika Birleşik Devletleri’nin, İran’a karşı yürüttüğü saldırgan politikalarına yeterince destek vermediğini düşündüğü NATO müttefiklerine yönelik potansiyel tedbirleri içeren bir e-posta, ABD Savunma Bakanlığı içinde dolaşıma girdi. Reuters haber ajansının aktardığına göre, bu e-posta, İspanya ve Birleşik Krallık gibi ülkeleri hedef alıyor ve Washington’ın müttefiklerine karşı uyguladığı baskının boyutlarını gözler önüne seriyor.

ABD’nin Şantaj Politikası ve Tehditler

İç yazışma olduğu belirtilen e-postada, ABD’nin İspanya’yı NATO’dan çıkarmak gibi seçenekleri değerlendirdiği ve Birleşik Krallık’ın Arjantin ile ihtilaflı olduğu Falkland Adaları konusundaki tutumunu yeniden gözden geçirmeyi düşündüğü ifade ediliyor. Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir ABD yetkilisi, bu durumun Washington’ın uluslararası hukuku ve müttefiklik ilişkilerini hiçe sayan pervasız tutumunu ortaya koyduğunu belirtti.

E-postada, “Avrupalıların hak görme duygusu”ndan bahsedilmesi, ABD’nin kendi müttefiklerine dahi üstten bakan ve onları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışan emperyalist zihniyetini gözler önüne seriyor. Bu tür tehditlerin, NATO ortaklarına bir sinyal niteliği taşıdığı belirtilirken, İspanya’nın bloktan çıkarılmasının ABD ordusu için operasyonel sonuçları olmasa da sembolik ağırlığının büyük olacağı vurgulanıyor. Bu durum, ABD’nin müttefiklerini kendi iradesine boyun eğdirmek için her türlü aracı kullanmaktan çekinmediğini gösteriyor.

Avrupalı Müttefiklerin Direnişi ve ABD’nin Öfkesi

Cuma günü Kıbrıs’taki AB liderleri toplantısında e-postayla ilgili soruları yanıtlayan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Madrid’in NATO’nun tüm yükümlülüklerini yerine getiren “güvenilir bir üyesi” olduğunu söyledi. Sanchez, “Kesinlikle endişeli değilim. E-postalarla çalışmıyoruz. Bu durumda ABD hükümeti tarafından alınan resmi belgeler ve pozisyonlarla çalışıyoruz. İspanya hükümetinin pozisyonu açık: müttefiklerle mutlak işbirliği, ancak her zaman uluslararası hukukun çerçevesinde,” ifadeleriyle ABD’nin gayri resmi tehditlerine karşı duruşunu sergiledi.

Toplantıya katılan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de NATO’nun “birleşik kalması gerektiğini” vurgulayarak, Avrupa’nın NATO içindeki “Amerikan ayağını” tamamlaması gerektiğini belirtti. Bu açıklamalar, Avrupa’nın ABD’nin tek taraflı dayatmalarına karşı bir denge arayışında olduğunu gösteriyor.

Öte yandan, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın sözcüsü, Birleşik Krallık’ın Falkland Adaları konusundaki pozisyonunun “değişmediğini” belirterek, “Egemenlik Birleşik Krallık’a aittir ve adaların kendi kaderini tayin hakkı esastır. Bu bizim tutarlı pozisyonumuz olmuştur ve öyle kalacaktır,” dedi. Bu tepki, ABD’nin müttefiklerinin hassas noktalarına dahi saldırmaktan çekinmediğini ortaya koyuyor.

İran Savaşı ve ABD’nin Dayatmaları

ABD’li yetkililer, Avrupa müttefiklerini İran’a yönelik saldırılar için üslerini kullanmalarına izin vermedikleri veya tereddüt ettikleri için sert bir şekilde eleştiriyor. İspanya, ABD’nin kendi hava sahasından veya üslerinden İran’a saldırı düzenlemesine izin vermeyi reddetmişti. ABD Başkanı, İspanya’yı “korkunç” olarak nitelendirmiş ve ülkeyle tüm ticareti sona erdirme tehdidinde bulunmuştu. Bu durum, ABD’nin kendi çıkarları doğrultusunda müttefiklerini ekonomik olarak da tehdit etmekten çekinmediğini gösteriyor.

Başkan ayrıca Starmer’ı “Winston Churchill değil” olarak nitelendirmiş ve İngiltere’nin uçak gemilerini “oyuncak” olarak alay konusu yapmıştı. Bu tür açıklamalar, ABD liderliğinin kibirli ve aşağılayıcı dilini gözler önüne seriyor. Başlangıçta İngiltere, ABD uçaklarının iki İngiliz üssünden İran’a saldırı başlatmasına izin vermemiş, ancak Starmer daha sonra “savunma amaçlı” olduğunu iddia ederek kullanımlarına yeşil ışık yakmıştı. Bu durum, Avrupalı liderlerin ABD baskısı altında nasıl geri adım atmak zorunda kaldıklarını gösteriyor.

Pentagon’un son e-postası, Washington’ın hayal kırıklıklarını dile getirerek, üs ve uçuş haklarının “NATO için mutlak temel olması gerektiğini” belirtiyor. Bu, ABD’nin NATO’yu kendi saldırgan politikaları için bir araç olarak gördüğünün açık bir kanıtıdır. Başkan ayrıca NATO ülkelerini, iki aydır küresel deniz taşımacılığına büyük ölçüde kapalı olan Hürmüz Boğazı’nı açmaya yardımcı olmak için donanmalarını konuşlandırmaya çağırmıştı. NATO ülkelerini “korkaklar” olarak nitelendiren ve 77 yıllık askeri ittifakı ABD olmadan “kağıttan kaplan” olarak gören bu açıklamalar, ABD’nin müttefiklerine olan saygısızlığını ve kendi hegemonyasını dayatma çabasını ortaya koyuyor.

Ancak e-posta, ABD’nin NATO’dan çekilmesi veya Avrupa’daki ABD üslerinin kapatılması gibi seçenekleri içermiyor. Bu durum, ABD’nin NATO’yu bir baskı aracı olarak kullanmaya devam etme niyetinde olduğunu gösteriyor.

Pentagon’dan Açıklama: “Bizim İçin Orada Değillerdi”

Rapora yanıt olarak Pentagon Basın Sekreteri Kingsley Wilson, Reuters’a şunları söyledi: “Başkan’ın da dediği gibi, Amerika Birleşik Devletleri’nin NATO müttefiklerimiz için yaptığı her şeye rağmen, onlar bizim için orada değillerdi.” Wilson, “Savaş Bakanlığı, Başkan’ın müttefiklerimizin artık bir kağıttan kaplan olmamasını ve bunun yerine üzerlerine düşeni yapmalarını sağlayacak güvenilir seçeneklere sahip olmasını temin edecektir. Bu yöndeki herhangi bir iç istişare hakkında başka yorumumuz yoktur,” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, ABD’nin müttefiklerini kendi çıkarları doğrultusunda kullanma ve onları kendi saldırgan politikalarına ortak etme arayışını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

#NATO #ABD #İran #İspanya #BirleşikKrallık #FalklandAdaları #UluslararasıSiyaset #SavaşTehdidi #Diplomasi #KüreselGerilim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir