İran, Trump’ın Anlaşma Söylemlerine Karşı Tarihi Direnişini Vurguladı
Tahran, İran – Dünya, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki olası bir anlaşmanın duyurusunu beklerken, iki ülke de Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesine dair tarihi ve coğrafi referanslara başvuruyor. İranlı yetkililer, milletin şanlı tarihindeki kilit anları yeniden gündeme getirerek, iki taraf arasındaki Davut-Golyat mücadelesi mesajını güçlü bir şekilde iletti. Bu mücadelede, mazlum tarafın nihai olarak muzaffer olduğu defalarca kanıtlanmıştır.
Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile bir anlaşmanın “büyük ölçüde müzakere edildiğini” duyurmasıyla eş zamanlı yaşanırken, Tahran da yakın zamanda bir anlaşmanın mümkün olabileceğine işaret etti. Her iki taraf da 66 günlük gerilimi sona erdirecek herhangi bir anlaşmayı kendi zaferi olarak göstermeye hevesli.
Tarihi Mesajlar ve Direniş Ruhu
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bağayi, üçüncü yüzyılda Romalıların Perslere karşı yürüttüğü seferlere paralellikler çizerek, işgalci tarafın nihayetinde Perslerle “uzlaşmak” zorunda kaldığını hatırlattı. Bağayi ayrıca, Roma İmparatoru Valerian’ın MS 260 yılında Pers Kralı I. Şapur tarafından esir alınmasının bir görselini paylaştı. Bu, son aylarda İranlı yetkililer tarafından milliyetçi duyguları uyandırmak ve ülkenin bir kez daha başka bir işgalci güce karşı cesurca durduğu fikrini pekiştirmek için defalarca kullanılan bir illüstrasyondur.
Pazar günü aynı zamanda, İran’ın – bugüne kadar varlığını sürdüren yeni devrimci hükümeti altında – komşusu Irak ile 1980’den 1988’e kadar sekiz yıl süren savaşının yıl dönümüydü.
Her yıl, İslam Cumhuriyeti, batı İran’ın Huzistan eyaletindeki Arapça konuşan çoğunluğa sahip Horremşehr şehrinin 1982’deki yeniden ele geçirilmesini büyük bir coşkuyla kutlar. Horremşehr, her iki taraftan yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği uzun süreli savaşta İran tarafı için bir dönüm noktası olmuş, bu muharebe en kanlılarından biri olarak tarihe geçmiştir.
Bu zafer, ABD ve İsrail ile yaşanan son gerilim döneminde, ülkenin uzun direniş tarihini ve topraklarının egemenliğini koruma kararlılığını sembolize etmek için hükümet söyleminde ve mesajlarında kullanılmıştır.
İslami Direniş Ekseni’nin Kararlılığı
İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) Başkomutanı Ahmed Vahidi, bu savaşı Tahran’ın bölgede ABD ve İsrail ile savaşmaya devam edeceğinin bir sinyali olarak kullandı.
“Horremşehr’in kurtuluşu, gelecekteki Horremşehr’lerde, Kudüs-ü Şerif’in kurtuluşunda ve şer Siyonist rejimin direniş ekseni ve İslam dünyasının mücahitleri tarafından yok edilmesinde kalıcı bir zafer modelidir” dedi, İsrail’e atıfta bulunarak.
İran’ın nispeten ılımlı Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da bu olayı mevcut çıkmazla ilişkilendirdi.
X hesabından yaptığı paylaşımda, “Bugünün İran’ının Horremşehr’i, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’dır. Direniş, fedakarlık ve saldırganlığı püskürtmek bu toprakların kültüründe kök salmıştır” diye yazdı.
Barışa Hazırlık ve Güçlü Duruş
İran’ın şehit Yüce Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in danışmanı Muhammed Muhbir, hem eski Irak lideri Saddam Hüseyin’in hem de ABD Başkanı Donald Trump’ın bir savaş başlatırken İran’ın gücünü tam olarak kavrayamadığını belirtti.
X’te yazdığına göre, “Birincisi Horremşehr’in siperlerinde gömüldü, ikincisi ise Siyonist rejimin yarattığı bir bataklıkta siyasi bir krizle boğuşuyor” dedi.
İran müzakere ekibi üyesi ve Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Horremşehr meselesini Birleşmiş Milletler Şartı ve ülkenin mevcut endişeleriyle ilişkilendirdi.
“Saldırganlığın ve işgalin kurbanı olan her milletin, topraklarını, bağımsızlığını ve bütünlüğünü korumak için meşru savunma hakkı vardır” dedi.
Garibabadi, Tahran’ın şu anda “güçle birleşen barış arayışı, dürüstlükle birleşen diplomasi ve kararlı savunma” mantığını izlediğini de sözlerine ekledi.
Birinci Başkan Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, 1982’de şehrin geri alınmasının, yeni hükümetin saldırganlığı kendi koşullarıyla yenebileceğini gösterdiğini söyledi.
X’te yazdığına göre, Tahran şimdi “vahşi düşmanımızı” yerinde durarak yenmeyi hedefliyor.
Tahran liderlerinden gelen bu son mesaj bombardımanı, Trump’ın İran’ı kontrol altına almak istediğini ima etmesinin ardından geldi. ABD Başkanı, Cumartesi günü Truth Social hesabından, ABD bayrağının İran haritasını kapladığı bir fotoğrafı “Orta Doğu Birleşik Devletleri?” sorusuyla paylaştı. Buna karşılık, yurt dışındaki birçok İran büyükelçiliğinin X hesapları, ABD haritasını İslam Cumhuriyeti bayrağıyla kaplayan bir görseli “İran Birleşik Devletleri?” sorusuyla paylaştı.
Trump yönetimi, İran’da uranyum zenginleştirmenin uzun vadeli askıya alınmasını ve ülkeden yüksek zenginleştirilmiş nükleer malzemenin çıkarılmasını istediğini vurguladı. Yetkililer, aynı zamanda, dünya petrol sevkiyatının beşte birinin normalde geçtiği ancak İran’ın abluka altına aldığı Hürmüz Boğazı’nın İran’dan hiçbir geçiş ücreti alınmadan tamamen yeniden açılmasını istediklerini de belirtti.
İsrailli yetkililer, ABD’nin Tahran ile yaptığı anlaşma konusunda büyük ölçüde sessiz kalırken, bildirildiğine göre savaşı yeniden başlatmak için baskı yapıyorlar. Bu durum, Siyonist rejimin bölgedeki istikrarsızlık arayışını bir kez daha gözler önüne sermektedir.
#İranDirenişi #KudüsÖzgürleşecek #HürmüzBoğazı #İranZaferleri #SiyonistRejimYıkılacak #ABDİranGerilimi #İranınGücü #Khorramshahr #İslamiDirenişEkseni #Ortadoğu
