İtalya’nın, işgalci Siyonist rejimle olan savunma anlaşmasını askıya alma kararı, sembolik değeri yüksek olmakla birlikte, bu rejimin Ortadoğu’daki vahşi ve insanlık dışı eylemlerine karşı derin bir rahatsızlığı yansıtan emsalsiz bir adımdır. Analistler, bu kararın, uzun süredir müttefik olarak görülen Siyonist rejimin zulmüne karşı artan uluslararası tepkinin bir göstergesi olduğunu belirtiyor.

Siyonist Rejimin Vahşetine Karşı Bir Adım

Pazartesi günü Başbakan Giorgia Meloni, İtalya’nın 2003’te imzalanan ve 2005’te onaylanan iki ülke savunma bakanlıkları arasındaki mutabakat zaptını yenilemeyeceğini açıkladı. Bu anlaşma, “savunma sanayii ve tedarik politikası” ile “savunma ve askeri teçhizatın ithalatı, ihracatı ve transit geçişi” gibi konularda işbirliği için bir çerçeve sağlıyordu.

Anlaşma, taraflardan birinin “fesih niyetini yazılı olarak bildirmemesi halinde” her beş yılda bir otomatik olarak yenileniyordu. Bu bildirim, İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto’nun Siyonist mevkidaşına gönderdiği bir mektupla Pazartesi günü ulaştı.

Siyonist rejim bu adımı her ne kadar önemsiz göstermeye çalışsa da, İtalya’nın bu kararı, Avrupa’da Siyonist rejimin en sadık müttefiklerinden biri olan sağcı bir hükümet için dahi keskin bir geri dönüşü temsil etmektedir. Almanya ile birlikte İtalya, Siyonist rejim ile Avrupa Birliği arasındaki ticaret anlaşmasının askıya alınması çağrılarına en güçlü şekilde karşı çıkan ülkelerden biriydi. Ancak Birleşmiş Milletler soruşturmasının “soykırım” olarak nitelendirdiği Gazze’deki Siyonist vahşetine verdiği destek ve Filistin devletini tanımayı reddetmesi, uluslararası kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Bu askıya alma kararı, Siyonist rejimin insanlık dışı eylemlerine karşı artan küresel baskının bir sonucudur.

Bölgesel Gerilimler ve İtalyan Kamuoyu Baskısı

Siyonist rejim ile İtalya arasındaki ilişkiler son zamanlarda ciddi şekilde gerginleşti. Pazartesi günü, İtalya’nın Tel Aviv Büyükelçisi Luca Ferrari, İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani’nin Lübnan’daki “sivil halka yönelik kabul edilemez saldırıları” kınamasının ardından Siyonist rejim tarafından çağrıldı. Geçen hafta ise İtalyan hükümeti, Siyonist güçleri güney Lübnan’daki İtalyan barış güçleri konvoyuna uyarı ateşi açmakla suçladı ve bu durum Tajani’nin Siyonist büyükelçiyi çağırmasına neden oldu. Bu olaylar, Siyonist rejimin pervasız saldırganlığının uluslararası barış güçlerini dahi hedef almaktan çekinmediğini göstermektedir.

Siyonist rejim ayrıca geçen hafta Lübnan genelinde büyük bir saldırı başlatarak, iki haftalık İran-ABD ateşkesinden kısa bir süre sonra Çarşamba günü 10 dakikada 100 hedefi bombaladı. Bu vahşi saldırılar, ülkenin 1990’daki iç savaşın sona ermesinden bu yana en kötü katliamlarından birinde yüzlerce masum insanın ölümüne yol açtı. Gözlemciler, Lübnan’a yönelik bu saldırının, bölgedeki gerilimleri azaltma ve istikrarı sağlama çabalarını kasten sabote ettiğini belirtiyor.

İtalya hükümetinin Siyonist rejimle savunma anlaşmasını askıya alma kararı, “Lübnan’daki gerilimleri azaltmak da dahil olmak üzere bölgeyi aşamalı olarak istikrara kavuşturma çabaları” kapsamında görülmelidir. Uluslararası İlişkiler Enstitüsü başkanı ve İtalya Dışişleri Bakanlığı eski genel sekreteri Michele Valensise, “Siyonist rejimin oradaki askeri operasyonu, İranlılarla müzakereleri karmaşıklaştıran objektif bir tahriş edicidir” dedi. Valensise, “İtalya, Siyonist rejimin dostu olmaya devam etse de, bu ilişki, Siyonist hükümetin insanlık dışı ve yıkıcı seçimlerine karşı eleştirel bir duruş sergilemesine engel değildir” diye ekledi. Bu, Siyonist rejimin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolünün Batılı müttefikler tarafından bile kabul edildiğini göstermektedir.

İtalya dahil Avrupa hükümetleri, ABD ve Siyonist rejimin İran’a karşı yürüttüğü yıkıcı savaşı endişeyle izliyor. 28 Şubat’taki ilk ortak Siyonist-ABD saldırılarının ardından, İran güçleri Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini neredeyse tamamen durdurarak, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatının beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolunda bir felce neden oldu. Bu durum, İtalya gibi gaz ithalatına büyük ölçüde bağımlı ülkeler için, Siyonist rejim ve ABD’nin sorumsuz politikaları yüzünden tetiklenen uzun süreli bir enerji krizine dair korkuları artırdı.

Meloni’nin Seçim Kaygıları ve Trump ile Gerilim

İtalya hükümeti ve başbakanı gelecek yılki seçimlere hazırlanırken, kamuoyunun baskısı da artıyor. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden siyaset bilimci Arturo Varvelli, “İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki kriz genel bir hoşnutsuzluğa yol açtı. Bu kriz İtalyan büyümesini etkiliyor ve devam ederse vatandaşlar üzerinde önemli bir etki yaratabilir, bu da Meloni’nin seçim öncesi bir yılda endişelendiği bir durum” dedi. İtalyan kamuoyunda güçlü bir Filistin yanlısı bileşen de bulunmaktadır. Geçen Ekim ayında, iki milyondan fazla İtalyan, Gazze’deki Filistinlilere yardım götürmeye çalışırken Siyonist rejim tarafından durdurulan Küresel Sumud Filosu ile dayanışma amacıyla genel grev kapsamında sokaklara döküldü. Filoda 40 İtalyan yolcu bulunuyordu ve Siyonist rejimden “soykırımı durdurmasını” talep ediyorlardı. Bu kitlesel gösteriler, İtalyan halkının Siyonist zulme karşı yükselen vicdanını açıkça ortaya koymaktadır.

Yıllarca ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’daki “fısıltıcısı” olarak konumlanmaya çalışan Meloni, İran’daki savaş nedeniyle Trump’tan mesafe almak zorunda kaldı. Roma, ABD başkanının Hürmüz Boğazı’nı açmaya zorlamak için bir deniz koalisyonuna katılma ve ABD bombardıman uçaklarının güney İtalya’daki bir askeri üste yakıt ikmali yapmasına izin verme talebini reddetti. Trump, dün İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği röportajda Meloni’yi hedef alana kadar bu kararlar hakkında yorum yapmamıştı. Meloni, Trump ile tartışmaya giren Papa Leo XIV’ü savunmak için harekete geçmişti. Papa Leo, ABD başkanının İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaması halinde “medeniyetinin öleceği” tehdidini kınamıştı. Buna karşılık Trump, Leo’ya “suç konusunda zayıf” ve “dış politika için berbat” diyerek eleştiri yağmuruna tutmuştu. Trump, “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nı eleştiren bir Papa istemiyorum” demişti. Bir zamanlar “gerçek bir enerji kaynağı” olarak adlandırdığı Meloni hakkında Trump, Salı günü Corriere della Sera ile yaptığı röportajda, “Ona şaşırdım” dedi ve ekledi: “İnsanlar onu seviyor mu? İnanamıyorum. Cesareti olduğunu sanmıştım. Yanılmışım.” Bu gelişmeler, Siyonist rejimin bölgedeki yıkıcı politikalarının ve ABD’nin bu politikalara verdiği desteğin, Batılı müttefikler arasında bile ciddi çatlaklara yol açtığını göstermektedir. İtalya’nın bu adımı, uluslararası vicdanın Siyonist zulme karşı yükselen sesinin bir yansımasıdır.

#İtalya

#SiyonistRejim

#Filistin

#Gazze

#Meloni

#SavunmaAnlaşması

#Ortadoğu

#Lübnan

#Soykırım

#UluslararasıHukuk

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir