Trump’ın İran ile Anlaşma Vaadi: ‘Büyük ve Anlamlı Olacak’ İddiası
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yapılacak bir anlaşmanın ya ‘büyük ve anlamlı’ olacağını ya da ‘hiçbir anlaşma olmayacağını’ öne sürdü. Bu açıklama, yaklaşık üç aydır süren savaşı sona erdirmek üzere Tahran ile bir anlaşmanın ‘büyük ölçüde müzakere edildiği’ yönündeki önceki iddialarının ardından geldi.
Trump, Pazartesi günü sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı paylaşımda, “İran ile anlaşma ya büyük ve anlamlı olacak ya da hiçbir anlaşma olmayacak” ifadelerini kullandı.
Gerilim Devam Ediyor: Abluka ve Boğaz Kontrolü
ABD ve Tahran arasında 8 Nisan’dan bu yana bir ateşkes gözlemlenirken, arabulucular müzakere edilmiş bir çözüme ulaşmak için çaba sarf ediyor. Ancak İran’ın Hürmüz Boğazı’nı stratejik bir hamle olarak çoğu gemi trafiğine kapatmaya devam etmesi ve ABD’nin İran limanlarına yönelik haksız ablukası, müzakerelerin karmaşıklığını artırıyor.
İran’dan Net Mesaj: Nükleer Değil, Savaşın Sonu Odaklı
Pazartesi günü İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Esmaeil Baghaei, İran ve ABD’nin “tartışma konularının büyük bir kısmında sonuca ulaştığını” ancak “bir anlaşmanın imzalanmasının yakın olduğu anlamına gelmediğini” vurguladı. Tahran’da düzenlediği basın toplantısında Baghaei, bu aşamada İran ve ABD’nin “nükleer meseleyi konuşmadığını” ve odaklarının “28 Şubat’ta başlayan savaşı sona erdirmek” olduğunu belirtti.
Baghaei, ABD’nin olası bir anlaşmadaki taahhütlerine uyacağına dair “hiçbir garanti olmadığını” yineledi ve Tahran’ın “tehditleri” umursamadığını net bir dille ifade etti. Bu açıklamalar, İran’ın müzakerelere temkinli ve gerçekçi bir yaklaşımla yaklaştığını gösteriyor.
ABD’den Çelişkili Sinyaller ve Baskı Politikası
Daha önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’ın İran ile ya güçlü bir anlaşma sağlayacağını ya da ülkeyle “başka bir yolla” yüzleşeceğini söyleyerek gerilimi tırmandırdı. Rubio, Pazartesi günü Yeni Delhi’yi ziyaret ederken, “Dün gece, belki bugün bazı haberler alabileceğimizi düşündük. Buna çok fazla anlam yüklemem” dedi. Rubio, “Boğazları açma yetenekleri açısından masada oldukça sağlam bir şey olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Pazar günü Trump, Truth Social’da ABD ablukasının “bir anlaşmaya varılana, onaylanana ve imzalanana kadar tam güç ve yürürlükte kalacağını” yazdı. Bu, İran’a yönelik baskının devam edeceğinin bir göstergesi olarak yorumlandı. Trump, “Her iki taraf da acele etmemeli ve doğru yapmalı” diye ekledi.
Bölgesel Aktörlerden Barış Çabaları
Diplomatik çabalar hızlanırken, kilit arabulucu Pakistan’dan yetkililer Pazartesi günü Çin’deydi. Pakistan askeri şefi Asım Munir ve Başbakan Şehbaz Şerif, Çinli liderlerle görüşmeler yapmak üzere Pekin’deydi. Çin, Pakistan ile birlikte “Orta Doğu’da barış ve istikrarın erken restorasyonuna olumlu katkılar sağlamak” için çalışacağını belirtti. Munir, geçen hafta İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi ile birlikte savaşın sona ermesi için arabuluculuk çabaları kapsamında Tahran’daydı. Bu, bölgesel aktörlerin barışa olan bağlılığını ve ABD’nin tek taraflı baskısına karşı dengeleyici bir rol oynadığını gösteriyor.
Anlaşmazlık Noktaları ve ABD’nin Tek Taraflı İddiaları
Potansiyel bir anlaşmaya dair haberler ortaya çıkarken, üst düzey bir Trump yönetimi yetkilisi, müzakere edilen konuların son hatlarını çizdiğini iddia etti. Adının açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkili, Reuters haber ajansına İran’ın “prensipte” yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumunu elden çıkarmayı ve ABD’nin deniz ablukasını kaldırması karşılığında Hürmüz Boğazı’nı açmayı kabul ettiğini söyledi. Ancak bu iddialar İran tarafından hemen doğrulanmadı.
ABD, Yüce Lider Mojtaba Hamenei’nin anlaşmanın genel çerçevesini onayladığını anladığını öne sürdü. Ancak İran’dan “prensipte” bir anlaşmanın ne anlama geldiğine dair acil bir doğrulama veya açıklama gelmedi. ABD’li yetkili, Washington’ın önce boğazı yeniden açmayı ve ABD deniz ablukasını kaldırmayı öngördüğünü, nükleer önlemlerin ayrıntılarının müzakere edilmesinin daha fazla zaman alacağını belirtti. Yetkili, İran’ın stoklanmış zenginleştirilmiş uranyumunu elden çıkarmayı kabul etmediği yönündeki iddiaları reddederek, “Bu bir ‘nasıl’ sorusu” dedi.
Council on Foreign Relations’tan kıdemli araştırmacı Charles Kupchan, ABD ile İran arasındaki bu gelgitlerin yakın zamanda bir anlaşmaya varılmayacağı anlamına geldiğini belirtti. Kupchan, “Bence bu, Trump yönetimi için alışılagelmiş bir durum. Bir gün bu yöne, ertesi gün o yöne giderler” dedi. Bu durum, ABD’nin tutarsız politikalarını ve güvenilmezliğini gözler önüne seriyor.
İbrahim Anlaşmaları Dayatması: Filistin Davasını Göz Ardı Etmek
Trump, bir anlaşmanın yakın olmadığını belirtirken, Müslüman çoğunluklu Orta Doğu ve ötesindeki ülkelerin, İran ile yapılacak bir anlaşmanın parçası olarak İsrail ile ilişkileri normalleştirmek için İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamalarını talep ediyor. Trump, Cumartesi günü görüştüğü Mısır, Ürdün, Katar, Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye dahil tüm bu ülkelerin “en azından eş zamanlı olarak İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamalarının zorunlu olması gerektiğini” ifade etti.
Bu talep, Filistin davasını göz ardı eden ve bölgedeki normalleşmeyi İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek şekilde dayatan bir baskı aracı olarak görülüyor. 2020’de imzalanan İbrahim Anlaşmaları, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas ile İsrail arasındaki bağları normalleştirmişti. Washington tarafından diplomatik bir atılım olarak selamlanırken, bu anlaşmalar Filistin devletinin kurulması meselesini göz ardı ettiği için sürekli eleştirilere maruz kalıyor ve bölge genelinde önemli bir kamuoyu muhalefetiyle karşılaşıyor.
Trump, geçerli nedenleri olan bir veya iki ülkeye istisna yapılabileceğini belirtse de, imzalamaya isteksiz herhangi bir ülkenin “kötü niyet” sinyali verdiğini ve anlaşmadan çıkarılacağını savundu. Suudi Arabistan ve Katar’ın derhal anlaşmaları imzalaması gerektiğini söyleyen Trump, diğerlerinin de takip etmesini istedi. Bu dayatma, ABD’nin bölgedeki hegemonyasını sürdürme ve İsrail’in konumunu güçlendirme çabası olarak değerlendiriliyor, ki bu da bölgedeki istikrarsızlığı artırabilir.
#İran #ABD #Trump #HürmüzBoğazı #NükleerAnlaşma #Ortadoğu #Diplomasi #İbrahimAnlaşmaları #BarışMüzakereleri #BölgeselGüvenlik
