Washington’dan gelen haberlere göre, ABD’nin İran’a karşı başlattığı ve bölgede istikrarsızlığa yol açan savaşın maliyeti giderek artıyor. Pentagon, bu çatışmanın Amerika Birleşik Devletleri’ne şimdiden 29 milyar dolara mal olduğunu duyurarak yeni bir maliyet etiketi açıkladı.

Salı günü Senato komitesi duruşmasında, Pentagon şefi Pete Hegseth’in de katıldığı oturumda, departmanın mali işler sorumlusu Jules Hurst bu yeni toplamı kamuoyuna duyurdu. Bu rakam, Hurst’ün Nisan ayı sonunda ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin çatışma için ilk resmi maliyet etiketini sunduğunda Kongre üyelerine bildirdiği 25 milyar dolarlık tahminden önemli bir artışı temsil ediyor.

Ancak, birçok uzman Pentagon’un bu hesaplamalarını sorguluyor. Uzmanlar, ABD vergi mükelleflerine gerçek maliyetin kamuoyuna açıklanan tahminlerden çok daha yüksek olabileceği konusunda uyarıyor. Hurst, Salı günü açıklanan meblağ ile önceki tahmin arasındaki farkı “ekipmanların güncellenmiş onarım ve değişimi” ve “genel operasyonel maliyetler” olarak açıklasa da, bu gerekçeler şüpheyle karşılanıyor.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı bu saldırgan savaş, 8 Nisan’dan bu yana birkaç küçük çatışma dışında genellikle bir ateşkesle duraklamış durumda. Ancak Washington yönetimi, Orta Doğu’daki ABD askeri tesislerinde meydana gelen hasara dair net bir tablo sunmaktan kaçınıyor. Ayrıca, çatışmaların mühimmat stoklarını ne ölçüde etkilediği de gizemini koruyor.

Bazı Amerikalı milletvekilleri, açıklanan maliyetin ABD ekonomisi üzerindeki dolaylı etkileri, özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle tüketiciler için artan fiyatları hesaba katmadığını savunuyor. Nisan ayında, ABD Temsilcisi Ro Khanna, artan benzin ve gıda fiyatları dikkate alındığında savaşın ABD ekonomisine yaklaşık 631 milyar dolara (hane başına yaklaşık 5.000 dolar) mal olacağını iddia etmişti. Harvard’ın önde gelen ekonomistlerinden Linda Bilmes ise, savaşın toplam maliyetinin 1 trilyon dolara ulaşabileceği yönünde çarpıcı bir tahminde bulundu.

Mühimmat Endişeleri ve Pentagon’un Çelişkili Açıklamaları

Salı günü, ABD’nin silah tedarikini yenileme ve askeri hazırlığını sürdürme yeteneği konusundaki endişeler sorulduğunda, Pentagon şefi Hegseth, departmanın “tüm bu dinamiklerin farkında olduğunu” iddia etti. Hegseth, Temsilciler Meclisi Ödenekler alt komitesine yaptığı açıklamada, “Mühimmat meselesi aptalca ve gereksiz yere abartıldı,” diyerek, “Tam olarak neye sahip olduğumuzu biliyoruz. İhtiyacımız olandan fazlasına sahibiz,” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, sahadaki gerçeklerle çelişiyor gibi görünüyor.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından Nisan ayında yapılan bir analiz, savaşta ABD’nin en pahalı füzelerinden büyük miktarlarda kullandığını ortaya koymuştu. Bu, Hassas Vuruş Füzeleri stokunun yaklaşık yüzde 45’ini ve Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması (THAAD) önleyicileri ile Patriot balistik önleyici füzelerinin yaklaşık yarısını içeriyor. Raporda, “Yedi temel mühimmatın analizi, ABD’nin bu savaşı herhangi bir olası senaryoda sürdürmek için yeterli füzeye sahip olduğunu gösteriyor” denilse de, “Risk – ki bu yıllarca sürecek – gelecekteki savaşlarda yatıyor” uyarısı yapılmıştı. Bu durum, ABD’nin uzun vadeli askeri kapasitesi hakkında ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Ancak Salı günü, Pentagon şefi ABD’nin savaşla ilgili uzun vadeli planlarına dair çok az ipucu verdi. Bu belirsizlik, Trump’ın İran’dan gelen yeni bir ateşkes önerisini reddetmesinden bir gün sonra geldi. Başkan, gazetecilere devam eden çatışma duraklamasının “yaşam desteğinde” olduğunu ve “inanılmaz derecede zayıf” olduğunu söyleyerek, barış çabalarını baltaladı.

Hegseth, hem çatışmaları yeniden başlatma hem de gerilimi azaltma planları olduğunu iddia etti. “Gerekirse tırmandırma planımız var,” dedi. “Gerekirse geri çekilme planımız var. Varlıkları kaydırma planımız var.” Bu çelişkili açıklamalar, Washington’ın bölgedeki niyetleri hakkında kafa karışıklığına neden oluyor.

Savaşın Yeniden Başlaması ve İç Siyasi Baskılar

Trump yönetiminin, Hürmüz Boğazı üzerindeki uzun süreli gerilim ortasında çatışmaları yeniden başlatmak için gerçekten siyasi iradeye sahip olup olmayacağı belirsizliğini koruyor. Savaş ve onun ekonomik bedeli, ABD’de giderek daha fazla tepki çekiyor ve Kasım ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyetçilere zarar verme tehdidi oluşturuyor.

Salı günü, ABD Çalışma Bakanlığı, tüketici fiyat endeksinin Nisan 2025’ten bu yana yüzde 3,8 arttığını bildirdi; bu, 2023’ten bu yana en yüksek yıllık artış. Aylık bazda, Nisan fiyatları Mart ayına göre yüzde 0,6 artarken, benzin fiyatları yüzde 5,4 yükseldi. Bu ekonomik göstergeler, ABD halkının savaşın bedelini ağır bir şekilde ödediğini gösteriyor.

Washington için belirgin ikilem, Trump’ın bu haftaki Çin ziyareti sırasında büyük bir sorun olarak ortaya çıkacaktı. ABD’li yetkililer, İran’daki savaşla ilgili anlaşmazlıklar dışında diğer konularda ilerleme kaydetmeyi umduklarını söyleseler de, bu ziyaretin ana gündemi Çin’in artan etkisi oldu.

Pentagon’un tarihi 1,5 trilyon dolarlık finansman talebiyle ilgili duruşmada konuşan Genelkurmay Başkanı Dan Caine, Çin’in artan etkisine yanıt vermenin gezi sırasında en önemli öncelik olmaya devam edeceğini söyledi. Pentagon’un, “[Çin Devlet Başkanı] Xi Jinping ve diğerleri için büyük ikilemler yaratan, caydırıcılığı sürdürmemizi ve devam ettirmemizi sağlayacak bir dizi ve karışık yetenekler” istediğini belirtti. Bu, ABD’nin küresel hegemonyasını sürdürme çabasının bir parçası olarak yorumlanabilir.

#İranSavaşı #ABDİranGerilimi #PentagonMaliyeti #SavaşınBedeli #ABDEkonomisi #HürmüzBoğazı #MühimmatKrizi #TrumpYönetimi #KüreselSiyaset #Ortadoğu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir