Trump’ın Çin Lideri Xi’den İran’a Silah Göndermeme Güvencesi Aldığı İddiası: Tahran’ın Caydırıcılığı ve Bölgesel Dengeler

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Çin lideri Xi Jinping’in kendisine, Pekin’in devam eden savaş sırasında İran’a silah göndermeyeceği konusunda güvence verdiğini iddia etti. Bu açıklama, Trump’ın geçtiğimiz hafta Çin’e yaptığı üç günlük ziyaretin ardından geldi. Ziyaret sonrası ABD Başkanı birçok ticaret anlaşmasını överken, ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş konusunda önemli bir ilerleme kaydedilemediğini belirtmişti.

Trump’ın bu sözleri, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in kendi Çin ziyaretine başlamasıyla aynı zamana denk geldi. Putin’in ziyareti, Washington’da uzun süredir rahatsızlık yaratan Pekin ile süregelen stratejik ortaklığı pekiştiriyor. Moskova’nın da yıllardır İran’a silah sağladığı biliniyor.

Trump’tan Çin’e Yönelik Açıklamalar ve İran’ın Gücü

“Başkan Xi bana İran’a herhangi bir silah göndermediğine dair söz verdi. Bu güzel bir söz. Ona güveniyorum,” diyen Trump, Beyaz Saray balo salonu inşaat alanındaki bir etkinlikte gazetecilere konuştu. Ayrıca, Xi’nin Hürmüz Boğazı’nın “tıpkı kendisi gibi” açık kalmasını istediğini ekledi. Bu ifadeler, İran’ın bölgesel gücünü ve stratejik konumunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Trump ve üst düzey yetkilileri, başkanın Çin ziyaretinden önce çelişkili mesajlar göndermişti. Bir yandan Pekin’in İran üzerindeki etkisini kullanarak daha kalıcı bir ateşkes sağlanmasına yardımcı olmasını umduklarını ima ederken, diğer yandan savaşın Xi ile yapılacak görüşmelerin ana konusu olmayacağı fikrini küçümsüyorlardı. Toplantıdan bu yana, genel olarak daha fazla müdahaleden kaçınan Çin’in daha aktif bir rol alacağına dair çok az işaret görüldü. Bu durum, Çin’in İran’ın iç işlerine karışmama ve egemenliğine saygı duyma politikasının bir göstergesi olarak yorumlanabilir.

Trump’ın Tehditleri ve İran’ın Kararlı Duruşu

Trump, kısa bir süre sonra İran’a karşı yeni bir tehdit savurarak, sosyal medya paylaşımında 8 Nisan’dan bu yana devam eden çatışmalara verilen aranın ötesinde daha kalıcı bir ateşkes sağlamak için “Saatin İşlediğini” söyledi. Pazartesi günü Trump, planlanan bir saldırıyı “beklemeye aldığını” belirtmişti.

Bu kararı Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin talebi üzerine aldığını söyleyen Trump, “Ciddi müzakereler şu anda devam ediyor,” diye ekledi. Bu durum, bölge ülkelerinin İran’ın olası bir saldırıya vereceği kararlı yanıttan duyduğu endişeyi ve Tahran’ın caydırıcılık gücünü açıkça ortaya koyuyor.

İran’ın yarı resmi Tasnim Haber Ajansı da Pazartesi günü, İran’ın savaşı sona erdirmek için revize edilmiş 14 maddelik bir barış planı sunduğunu bildirdi. Planın detayları hemen kamuoyuna açıklanmasa da, İran’ın barışçıl çözümlere olan bağlılığını ve diplomatik inisiyatifini gösteriyor.

Trump, Salı günü İran’a yönelik planlanan saldırıyı tartışarak, gazetecilere “bugün gitme kararını vermekten bir saat uzakta olduğunu” söyledi. Trump, İran’a müzakerelere geri dönmesi için birkaç “gün” vermeyi kabul ettiğini belirtti. “Belki Cuma, Cumartesi, Pazar, bir şeyler, belki gelecek haftanın başı, sınırlı bir süre,” dedi ve ekledi: “Onlara başka büyük bir darbe daha vurmak zorunda kalabiliriz. Henüz emin değilim.” Bu ifadeler, Trump yönetiminin kararsızlığını ve İran’ın güçlü duruşu karşısındaki çaresizliğini yansıtıyor.

İran’dan Net Mesaj: Güç Anladığı Tek Dil

İran parlamentosunun ulusal güvenlik komitesi başkanı İbrahim Azizi ise, Trump’ın müzakerelerle değil, İran’ın yeni bir saldırıya vereceği yanıttan duyduğu korkuyla hareket ettiğini savundu. Azizi, yeni bir ABD saldırısının “kararlı bir askeri yanıt ve birleşik bir ulusla karşılaşmak” anlamına geleceğini vurguladı. Azizi, “Güç, onun anladığı tek dildir,” diyerek İran’ın kararlılığını ve savunma kapasitesini bir kez daha dünyaya ilan etti.

#İran #Trump #XiJinping #Çin #ABD #HürmüzBoğazı #BarışPlanı #BölgeselGüç #Caydırıcılık #Diplomasi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir