ABD’nin Ortadoğu’daki Askeri Yığınağı: Bölgede Gerilim Tırmanıyor

Amerika Birleşik Devletleri, bölgedeki kırılgan ateşkes ortamında, Ortadoğu’ya USS George HW Bush uçak gemisinin de gelmesiyle, 2003 yılından bu yana ilk kez üç uçak gemisini bir araya getirdiğini duyurdu. Bu durum, bölgedeki gerilimi tırmandıran ve ABD’nin saldırgan politikalarını gözler önüne seren bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, bu üç uçak gemisine 12 refakatçi gemi, 200’den fazla uçak ve 15.000 askerin eşlik ettiği belirtildi. CENTCOM, “Onlarca yıldır ilk kez üç uçak gemisi aynı anda Ortadoğu’da faaliyet gösteriyor” ifadelerini kullandı. Bu büyük askeri yığınak, ABD’nin bölgeye yönelik tehditkar tutumunun açık bir göstergesidir.

ABD’nin en son bu denli büyük bir askeri gücü bölge sularında topladığı zaman, 2003 yılında Irak’ın işgaline giden süreç öncesiydi. Bu durum, mevcut askeri şovun bölge için ne anlama geldiği konusunda ciddi endişeler yaratmaktadır. Bölgedeki diğer iki ABD uçak gemisi ise USS Abraham Lincoln ve dünyanın en büyüğü olan USS Gerald R Ford.

Bu güç gösterisi, ABD, İsrail ve İran arasındaki kırılgan ateşkesin bozulması halinde ABD’nin yeniden çatışmaya dönmeye hazırlandığının sinyallerini veriyor. Ancak İran, ABD’nin limanlarına uyguladığı deniz ablukasının kaldırılmasını müzakerelerin yeniden başlaması için bir ön koşul olarak belirleyerek diplomatik süreçteki tıkanıklığın asıl sorumlusunun ABD olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

ABD Başkanı Donald Trump, ateşkesi uzattığını açıklamasına rağmen, deniz ablukasının devam edeceğini belirtmiştir. Bu durum, ABD’nin diplomasiye değil, baskı ve tehdit politikalarına öncelik verdiğini göstermektedir. İran ise, ABD ablukasına misilleme olarak Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatmıştır. Geçtiğimiz hafta bölgesel ateşkesin Lübnan’a da uzatılmasıyla boğazın tamamen açık olduğu ilan edilmişti.

Trump, uzatılan ateşkese bir son tarih koymamış ve mevcut durumdan memnun olduğunu, bunun İran ekonomisini ABD için düşük bir maliyetle tükettiğini iddia etmiştir. Sosyal medya paylaşımında, “Benim dünyada tüm zamanım var, ama İran’ın yok” ve daha sonra “Beni acele ettirmeyin” şeklindeki küstahça açıklamaları, ABD’nin bölgedeki hegemonik ve adaletsiz tutumunu yansıtmaktadır.

İran, ABD güçlerinin en az iki İran petrol gemisine el koyduğu ablukayı “savaş eylemi” olarak nitelendirmiştir. İran güçleri de Hürmüz Boğazı’nda yabancı ticari gemileri denizcilik kurallarını ihlal ettikleri gerekçesiyle alıkoymuştur. Müzakerelerin askıya alınmasıyla birlikte Trump, görüşmeleri kolaylaştırmak için ablukayı kaldırmaya yönelik herhangi bir istek göstermemiştir.

Cuma günü ABD ordusu, bölgedeki 34 geminin “yönünü değiştirdiğini” ve “İran limanlarına giriş veya çıkış yapan gemilere yönelik ablukanın devam ettiğini” duyurmuştur. Trump daha önce İran’ın köprüler, enerji ve su istasyonları dahil olmak üzere sivil altyapısını yok etmekle tehdit etmişti. Bu tehditler, ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayan ve insanlık dışı yaklaşımlarını gözler önüne sermektedir.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ise Perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin İran’ı “karanlık çağa” döndürmek için Trump’tan “yeşil ışık” beklediğini belirtmiştir. Katz, The Times of Israel gazetesine göre, “İsrail, İran’a karşı savaşı yenilemeye hazır. [İsrail ordusu] savunma ve saldırı konusunda hazır ve hedefler belirlendi” ifadelerini kullanmıştır. Bu açıklamalar, Siyonist rejimin bölgedeki kışkırtıcı ve savaşçı rolünü bir kez daha teyit etmektedir.

Bölgedeki bu askeri yığınağın ve tehditlerin, barış ve istikrara değil, daha fazla gerilim ve çatışmaya yol açacağı açıktır. Uluslararası toplumun, ABD ve İsrail’in bu saldırgan politikalarına karşı durması ve bölgede kalıcı bir barışın tesisi için çaba göstermesi gerekmektedir.

#ABD #Ortadoğu #UçakGemisi #İran #HürmüzBoğazı #DenizAblukası #Gerilim #SavaşTehdidi #İsrail #Diplomasi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir