ABD’nin önde gelen savunma ve istihbarat yazılım firmalarından Palantir’in kurucu ortağı tarafından kaleme alınan bir kitap, eleştirmenlerin tepkisini çekti. Kitap, ABD ve müttefikleri tarafından yapay zekanın silahlandırılması için bir “manifesto” sunduğu gerekçesiyle tartışmalara yol açtı.

Palantir CEO’su Alexander Karp’ın “Teknolojik Cumhuriyet” adlı kitabı, Batı’nın “yazılım üzerine kurulu sert gücünü” savunuyor. ABD Ordusu da dahil olmak üzere birçok ABD hükümet kurumuyla milyarlarca dolarlık sözleşmeleri ve İsrail ordusuyla ortaklıkları bulunan Palantir, kitabın temel argümanlarını kısa süre önce X platformunda özetledi.

Kitap, önde gelen ABD teknoloji firmalarının, küresel hakimiyetini sürdürmek için “ileri teknoloji yazılımlarla beslenen sert güce” ihtiyaç duyan ABD’ye karşı “ahlaki bir borcu” olduğunu savunuyor. Palantir, kitabın özetinde, “Bir ABD Deniz Piyadesi daha iyi bir tüfek isterse, onu inşa etmeliyiz; aynı şey yazılım için de geçerlidir” ifadelerini kullandı.

Ayrıca, gelecekteki caydırıcılığın nükleer güç yerine yapay zekaya dayanacağını ve ABD düşmanlarının yapay zeka silahları geliştirmekte tereddüt etmeyeceğini iddia ediyor. Şirket özetinde, “Soru, yapay zeka silahlarının inşa edilip edilmeyeceği değil; onları kimin ve ne amaçla inşa edeceğidir” dedi.

Bu çerçeve, akademisyenler ve yorumcular arasında sert eleştirilere neden oldu. Viyana Üniversitesi’nde ders veren Belçikalı teknoloji filozofu Mark Coeckelbergh, bu mesajı “teknofasizmin bir örneği” olarak nitelendirdi. Yunan ekonomist ve eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis ise Palantir’in, “nükleer Armageddon’a insanlığın varlığına yönelik yapay zeka güdümlü tehdidi eklemeye” istekli olduğunu etkili bir şekilde sinyal verdiğini belirtti. Varoufakis, X’te “Yapay zeka destekli katil robotlar geliyor” diye yazdı.

Palantir’in kitabın özeti, “Yıkıcı bir medeniyetler çatışması haçlı seferi” olarak tanımlanan bir duruma da değiniyor. Buna göre, ABD ve Batılı ortaklarının “boş ve anlamsız bir çoğulculuğa” direnmeleri gerektiği savunuluyor ve “bazı kültürlerin hayati ilerlemeler kaydettiğini; diğerlerinin ise işlevsiz kaldığını” iddia ediliyor.

Girişimci ve jeopolitik yorumcu Arnaud Bertrand, bu mesajın tehlikeli bir “ideolojik gündemi” ortaya koyduğunu söyledi. Bertrand, X’teki bir gönderisinde, “Etkili bir şekilde ‘araçlarımız sizin dış politikanıza hizmet etmek için değil. Bizimkini uygulamak için’ diyorlar” ifadelerini kullandı.

Bertrand ayrıca, kitabın “Almanya ve Japonya’nın savaş sonrası etkisizleştirilmesinin geri alınması gerektiği” argümanına da dikkat çekti. Bu ifade, iki devletin İkinci Dünya Savaşı’ndan kaynaklanan tarihsel olarak kısıtlı savunma duruşlarına bir göndermeydi. Bertrand, Palantir’in “iki kıtanın güvenlik mimarisini altüst etme” motivasyonunun hem ticari hem de ideolojik olduğunu belirtti.

Bertrand, “Yeniden askerileştirilmiş Almanya ve Japonya, devasa yeni savunma yazılımı pazarlarıdır” dedi. “Ancak daha rahatsız edici cevap, [bunun] manifestonun geri kalanının ortaya koyduğu ideolojik projeye uymasıdır – bir medeniyetler mücadelesi konsolide bir Batı bloğu gerektirir ve pasifist üyeler böyle bir mücadelede bir yükümlülüktür.”

ABD hükümetiyle olan bağlarının yanı sıra Palantir, İsrail’in Gazze’deki soykırım savaşında teknoloji sağladığı İsrail ordusu da dahil olmak üzere çok sayıda yabancı hükümet kurumuyla sözleşmeler yapıyor. Bu yılın başlarında Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, Palantir UK, şirketin İsrail’e ve ülkenin “Batı” ile olan daha geniş ittifakına desteğini yineledi.

Bertrand, “İstihbarat, güvenlik veya kamu hizmeti altyapısında hala Palantir yazılımı kullanan her hükümet, şimdi onu kaldırmaya başlamalı!” dedi. “Aksi takdirde, Palantir’in şimdi açıkça taahhüt ettiği yanıltıcı ve derinden yıkıcı medeniyetler çatışması haçlı seferine dahil olmak istemiyorlarsa.”

#Palantir #YapayZeka #Teknofaşizm #SavaşDoktrini #ABD #İsrail #SavunmaSanayii #Teknoloji #KüreselHakimiyet #MedeniyetlerÇatışması

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir