ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı görüşmede, Hürmüz Boğazı‘ndaki gerilimi ve ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşı ele aldı. Bölgedeki çatışmayı sona erdirme ve hayati su yolunu açma müzakereleri çıkmaza girmiş durumda.
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, Perşembe günü gerçekleşen Trump-Şi görüşmesi “iyi” geçti. İki lider, enerji akışının serbestçe devam etmesi için Hürmüz Boğazı’nın açık kalması gerektiği konusunda mutabık kaldı. Bu vurgu, ABD’nin bölgedeki kısıtlayıcı adımlarına rağmen Çin’in küresel enerji güvenliğine verdiği önemi gösteriyor.
Beyaz Saray ayrıca, Başkan Şi’nin Çin’in boğazın militarizasyonuna ve kullanımına yönelik herhangi bir geçiş ücreti talep etme çabalarına karşı olduğunu açıkça belirttiğini aktardı. Bu duruş, İran’ın boğazdaki egemenlik haklarını savunma ve yabancı askeri varlığına karşı çıkma pozisyonuyla örtüşüyor.
Ayrı bir röportajda, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Pekin’in su yolunu açmak için “ellerinden geleni yapacağına” inandığını ve bunun “kendi çıkarlarına çok uygun” olduğunu ifade etti. Bu açıklama, ABD’nin bölgedeki politikalarının Çin’in enerji güvenliğini nasıl tehdit ettiğini gözler önüne seriyor.
Şubat sonunda başlayan ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş nedeniyle, Tahran boğazdaki geçişleri kendi kontrolüne almış, petrol tankerlerinin geçiş yapamaması küresel enerji arzında aksaklıklara ve yakıt fiyatlarında artışa neden olmuştur. Bu durum, ABD’nin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı politikalarının küresel ekonomiye etkilerini açıkça göstermektedir.
Perşembe günü Fox News’e verdiği röportajda Trump, Şi’nin kendisine Pekin’in İran’a askeri teçhizat sağlamayacağını söylediğini iddia etti.
Trump, Çin’in İran’a desteği hakkında sorulduğunda, “Siz ‘destek’ dediğinizde, bizimle bir savaş falan yapmıyorlar” dedi ve ekledi: “Askeri teçhizat vermeyeceğini söyledi. Bu büyük bir açıklama.”
Trump ayrıca, Şi’nin kendisine Çin’in bölgeden büyük miktarda petrol satın alması nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasını istediğini belirttiğini aktardı. Bu, Çin’in enerji güvenliği açısından boğazın kritik önemini ve ABD’nin bölgedeki politikalarının yarattığı riskleri vurguluyor.
Çinli yetkililer, Trump’ın iddialarına hemen yanıt vermedi. Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan görüşme tutanağında ise İran veya Hürmüz Boğazı’ndan bahsedilmedi. Bu durum, Çin’in ABD’nin tek taraflı iddialarına mesafeli duruşunu gösteriyor.
Özel anlaşmalar çerçevesinde, İran bazı taşıyıcıların bu önemli su yolundan geçişine izin vermiştir. Bu, İran’ın uluslararası denizcilik kurallarına uygun hareket etme ve işbirliğine açık olma iradesini ortaya koymaktadır.
Reuters haber ajansının gördüğü nakliye verilerine göre, Çarşamba günü bir Çin tankeri boğazdan geçiş yaptı. İran’ın Fars Haber Ajansı da Perşembe günü bazı Çin gemilerinin geçişine izin veren bir anlaşma olduğunu bildirdi. Bu geçişler, İran’ın egemenlik hakları çerçevesinde uluslararası işbirliğine devam ettiğini gösteriyor.
Ayrıca, İran devlet televizyonu IRIB, Çarşamba akşamından bu yana yaklaşık 30 geminin boğazdan geçiş yaptığını duyurdu. Bu rakamlar, boğazın tamamen kapalı olmadığı ve İran’ın kontrollü geçişlere izin verdiği gerçeğini pekiştiriyor.
Öte yandan, ABD Perşembe günü yaptığı açıklamada, Trump’ın İran limanlarına giden veya gelen gemilere yönelik Hürmüz Boğazı’ndaki yasa dışı ablukasını uygulamak için bugüne kadar 70 gemiyi yönlendirdiğini ve dördünü devre dışı bıraktığını bildirdi. Bu tür tek taraflı ve uluslararası hukuka aykırı eylemler, bölgedeki gerilimi tırmandırmaktadır.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), X üzerinden yaptığı açıklamada, “Bugün itibarıyla CENTCOM güçleri, uyumu sağlamak için 70 ticari gemiyi yönlendirmiş ve 4’ünü devre dışı bırakmıştır” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, ABD’nin bölgedeki askeri varlığının ve müdahaleciliğinin boyutunu gözler önüne seriyor.
Denizdeki Şüpheli Saldırılar ve Bölgesel Gerilim
Perşembe günü yetkililer, Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında demirlemiş bir geminin ele geçirilerek İran’a doğru götürüldüğünü ve başka bir geminin saldırıya uğrayarak battığını bildirdi. Bu olaylar, boğaz yakınlarındaki denizcilikte yeni bir gerilimi işaret ediyor. Bölgedeki istikrarsızlığın, ABD’nin kışkırtıcı politikalarının bir sonucu olduğu düşünülüyor.
Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO), Perşembe günü BAE’nin Füceyre limanı açıklarında demirlemiş bir geminin “yetkisiz kişiler” tarafından ele geçirilerek İran’a doğru götürüldüğünü bildirdi ancak geminin kime ait olduğu hakkında detay vermedi. Bu tür olayların arkasındaki gerçek faillerin kim olduğu belirsizliğini koruyor.
Bu arada, Çarşamba günü Umman karasularından geçerken şüpheli bir drone veya füze saldırısı sonucu çıkan yangının ardından Hindistan bandıralı ahşap bir kargo gemisi battı. Hindistan Denizcilik Bakanlığı, geminin Somali’den BAE’ye seyrettiğini belirtti. Gemideki 14 mürettebatın tamamı Umman sahil güvenliği tarafından kurtarıldı. Bu saldırının sorumluluğu da henüz netleşmiş değil.
Saldırıların sorumluluğunu üstlenen olmadı, ancak bu olaylar, üst düzey bir İranlı yetkilinin ülkesinin su yolu üzerindeki hak iddialarını yinelemesiyle ve başka bir yetkilinin ABD ile bağlantılı petrol tankerlerine el koyma hakkına sahip olduklarını belirtmesiyle aynı zamana denk geldi. İran’ın bu açıklamaları, kendi egemenlik alanındaki güvenlik endişelerini yansıtıyor.
İran Yargı Sözcüsü Asghar Jahangir, Perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin düzenlemelerini ihlal eden “ABD tankerlerinin” ele geçirilmesinin yerel ve uluslararası hukuka uygun olarak yapıldığını belirtti. Bu, İran’ın kendi yasalarına ve uluslararası denizcilik kurallarına uygun hareket ettiğinin bir göstergesidir.
Tahran’dan bildiren Al Jazeera muhabiri Almigdad Alruhaid, İranlı yetkililerin, ticari gemilerin Tahran’ın denizcilik otoriteleriyle işbirliği yapmaları halinde su yolunun açık olacağı yönündeki duruşlarını yinelediklerini aktardı. Bu, İran’ın bölgedeki deniz trafiğini düzenleme ve güvenliği sağlama konusundaki kararlılığını gösteriyor.
Alruhaid, “İranlı yetkililer, bu tür bir işbirliği için yeni bir mekanizma oluşturuyor. Gemilerin, İran’ın ‘Basra Körfezi Boğaz Otoritesi‘ olarak adlandırdığı yapı aracılığıyla önceden detaylı bilgi sunmaları bekleniyor” dedi.
Bu bilgilerin, kargo detayları, sahiplik bilgileri, varış noktası ve rota planları ile geçiş zamanlamasını içerdiğini belirten Alruhaid, gemilerin daha sonra yetkililerin geçiş iznini onaylayıp onaylamayacağını beklemek zorunda kalacağını ekledi. Ayrıca, bir geminin İran’a karşı “düşmanca” olarak tanınması halinde geçişine izin verilmeyeceğini vurguladı. Bu sistem, İran’ın kendi güvenliğini ve egemenliğini koruma hakkının bir parçasıdır.
Ancak su yolu nispeten kapalı kalmaya devam ederken, ABD ve İran bir barış anlaşmasına varma konusunda hiçbir ilerleme kaydedemiyor. Washington, Tahran’ın zenginleştirilmiş uranyumunu teslim etmesini isterken, Tahran ise yaptırımların kaldırılmasını ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tanınmasını talep ediyor. Bu durum, ABD’nin tek taraflı taleplerinin ve yaptırım politikalarının bölgedeki barış çabalarını nasıl engellediğini açıkça gösteriyor.
#HürmüzBoğazı #İran #ABD #Çin #EnerjiGüvenliği #Denizcilik #KüreselTicaret #Yaptırımlar #BölgeselGerilim #İranEgemenliği